Bu yazıya seni çooooook şaşırtacak bir bilgiyle başlıyoruz, güneş enerjisiyle şarj olan telefon yıllar önce üretildi, hem de 5 değil, 10 değil, 15 değil, bundan tam 25 sene önce!
O zamanlar dünya bugünkü halinden çok farklıydı. Nokia dünyanın en büyük cep telefonu üreticisiydi. 1990’larda Nokia telefonları o kadar fazla tercih edilip satın alınıyordu ki Nokia’nın cep telefonu arzı talebi karşılayamıyordu. İşte o havalı günlerinde Nokia ne yapsa, bugünkü Apple gibi dünya medyasınca takip ediliyordu. Nokia sektör lideri olarak güneş enerjisi konusunda da liderliğe soyundu ve dünyanın ilk güneş enerjili cep telefonu Nokia 1611’i piyasaya süreceğini Ocak 1997’de duyurdu. Bu telefon sadece güneş enerjisiyle şarj olmayacaktı, bu isteyenler için bir opsiyondu. Günümüz için bile önemli bir inovasyon olan bu telefonun lansmanı da havalı bir yerde yapıldı. Eylül 1997’de dünyada o tarihe kadar gerçekleşen en yüksek rakımdaki cep telefonu araması Nokia 1611 ile Fransa’nın Mont-Blanc tepesinden yapıldı. Ancak telefonun güneş ışınlarına maruz bırakılması şarjın dolmasına ciddi bir fayda sağlamıyordu, en fazla şarjın stabil kalmasını sağlıyordu. Kullanıcıların büyük kısmı telefonu gene klasik biçimde elektrikle şarj ediyorlardı. Nokia takip eden modellerde üretim maliyetlerini ciddi oranda arttırmasına rağmen satışlarda fark yaratmayan güneş enerjisi konusunu rafa kaldırdı.

Bu ilk denemeden tam 12 sene sonra başka bir üretici güneş enerjili telefon üretimi yaptı. Samsung, Temmuz 2009’da Hindistan’da önce E1107 (diğer adı Solar Guru olan) modelini piyasaya çıkardı, bundan hemen birkaç ay sonra da gene aynı ülkede bir başka güneş enerjili telefon olan Samsung S7550, diğer adıyla Blue Earth satışı başladı. Samsung S7550, güneş enerjili olması haricinde, atık plastik su şişeleri geri dönüştürülerek üretilmişti, ismini bu yüzden Blue Earth koymuşlardı. Bu çevre dostu telefonların Hindistan’da piyasaya sürülmelerinin tek nedeni sürdürülebilir çevreye olan duyarlılık değildi. 2009’da Hindistan’ın birçok fakir bölgesinde şebeke elektiriği ya hiç yoktu ya da düzenli akım sağlanamıyordu ki, bugün de Hindistan için durum pek farklı değil; işte bu tip geri kalmış bölgelerde elektrikten bağımsız kullanılabilmeleri için bu telefonlar üretilmişti. Fiyatlar da diğer telefonlarla karşılaştırılınca gayet uygundu, E1107 sadece 38 USD idi, S7550 ise 110 EUR idi. Samsung’un iddiası, özellikle telefon yüzey alanının %80’ini kaplayan bir güneş paneline sahip olan S7550’nin güneş ışığı altında sadece bir saatlik şarj ile en az 10 dakika konuşma veya 2 saat bekleme süresi sağlayacağıydı. Ancak her 2 telefon da güneşte saatlerce bırakılmalarına karşılık ancak 2-3 dakikalık görüşmeye yetecek kadar şarj olduğundan 2’si de elektrik sahibi olmayan bölgelerdeki soruna çözüm olamadılar ve kısa sürede piyasadan silindiler.

Unutmadan ekleyelim, Hindistan’da bu denemeyi sadece Samsung yapmadı, LG de güneş enerjili GD510 modelini, (ki bu model Hindistan’da kimi bölgelerde LG Pop kimi bölgelerde LG Pep olarak biliniyordu) Ekim 2009’da piyasaya sürdü. Aslında aynı Samsung’lar gibi o da çok hızlı bir giriş yaptı ve sadece 4 ayda 1 milyondan fazla sattı. LG GD510 da uygun fiyatlı kategorideydi, sadece 80 EURO idi. Evet birim başı telefon fiyatları hem Samsung hem LG için ucuz olsa da 1 milyarı aşan nüfuslu Hindistan’da sürümden elde edilecek kazanç düşünüldüğünde her 2 şirket de doğru pazar seçmişlerdi. Ancak kullanıcılar LG telefonda opsiyonel sunulan güneş enerjili şarjdan memnun kalmadılar, bu telefon da elektrik olmayan bölgelerdeki sorunu çözememişti ve kısa süre sonra bu modelin de satışı durdu.

Son olarak, farklı segmente hitap eden bir güneş enerjili telefon denemesinden bahsedebiliriz. Bu denemelerden tam 1 yıl sonra, Puma, bike tracker, run tracker, pedometre gibi aktif yaşam ölçümlerini içeren bir cep telefonu için Sagem ile güçlerini birleştirerek Sagem Puma M1’i piyasaya çıkardı. Bu telefon 400 EURO idi, gününün pahalı telefonlarından biriydi ve hem çevreyi hem de fitnessi seven kitleyi hedefliyordu. Bununla birlikte, daha lansmanda güneş panelinin ana amacının şarjı baştan sona doldurmak olmadığını, sadece dışarıda aktif spor yapılırken telefonun pilinin seviyesini korumayı amaçladıklarını açıklamışlardı. Ancak bu amacın bile sağlanamadığı kısa süre içinde ortaya çıktı.

Peki sorun neydi? Neden bu alanlarında son derece yetkin ve başarılı firmaların hepsi bu konuda başarısız olmuşlardı?

Aslında cevap için Einstein olmaya gerek yok; güneş enerjisinin diğer alanlarda da neden hedeflenenden daha az kullanıldığına bakarsak cep telefonları için aradığımız cevabı da kolayca buluruz.

İlk cevap ekonomik kurallardan biri: Economies of scale, Türkçe meali ölçek ekonomisi, yani bir malın üretimi artarken maliyetin düşmesi. Güneş enerjisi üretimi henüz yeterince yaygınlaşmadığından üretiminin maliyeti halen çok yüksek; dünya çapında bu kullanım arttıkça güneş enerjisini üretme maliyeti de düşüyor burası net, hatta ilk günlerle kıyasladığımızda maliyetlerin yüzde 1’in bile altına düştüğünü söylemekte fayda var, ama halen fosil yakıtlardan enerji elde etmekten çok daha pahalı kalıyor.

Aslında maliyet yüksekliği sorunlardan sadece biri, güneş enerjisindeki en büyük sorun, istediğimiz her an kendisine ulaşamıyor olmamız. En basitinden geceleri güneş yok, gece kullanabilmek için mutlaka güneş enerjisini depolayabilmemiz gerekiyor ki bizim gibi ülkelerdeki gece en kısa süren güneş yoksunluğu. İngiltere gibi güneşin pek yüzünü göstermediği puslu sisli havalı bir ülkede olduğunu düşün veya daha kötüsü, aylarca gece süren Finlandiya yaşasaydın güneş enerjisini depolamak için çok ciddi yatırıma ve alana sahip olman gerekecekti.

Diğer önemli sorun ise, enerji üretmek için gereken güneş panellerinin boyutu, evet çatını boydan boya güneş panelleriyle kapladığında neredeyse evin tüm enerji ihtiyacını karşılayabiliyor olabilirsin ama ne kadar büyük bir cep telefonu kullanıyorsan kullan, piyasadaki mevcut cep telefonlarının yüzey boyutları, gereken enerjiyi üretecek bir güneş paneli implantı için yetersiz.
Güneş enerjisinin bütün sorunlarımızı çözeceğini iddia eden Polyanna çevrecilerden olmadığımızdan konuya temkinli yaklaşıyoruz ama görünen köy klavuz istemiyor. Bu hızla fosil yakıtları tüketmeye devam edersek, yakın gelecekte güneş enerjisi aynı rüzgar veya su gibi elimizdeki limitli kaynakların en önemlilerinden biri olacak. O zaman mecburen de olsa maliyete katlanarak güneş enerjisini daha yaygın kullanacağız. Muhtemelen bu yaygınlaşma sırasında üreticiler de teknolojik açıdan gelişme kaydedip daha kompakt güneş paneli yüzeylerinde daha yüksek enerji üretmeyi ve depolamayı becerecekler, o yüzden önümüzdeki 10 yıl içinde güneş enerjili telefonumuzu elimize almamız sürpriz olmayabilir.

Ama sana iyi bir haberimiz var. Güneş enerjili cep telefonun olmasa da, mevcut telefonunu dışarıda her yerde kullanabilirsin, bir duvara bağlı olmak zorunda değilsin, her an yanında uygun fiş, şarj cihazı veya powerbank taşımak zorunda değilsin, hepsinden önemlisi şarjın dolana kadar evde hapis kalmak zorunda değilsin: Çünkü artık Porty var!
Türkiye’nin ilk kiralanabilir powerbanki Porty’nin yaygın ağı sayesinde şarjın azalmaya başladığı anda rahatça taşınabilir şarj cihazını kiralama yapıp özgürce istediklerini yapmaya devam edersin. (https://apps.apple.com/tr/app/porty/id1576161891 & https://play.google.com/store/apps/details?id=com.sharing.porty)
Porty ile tüm Powerbank faydalarından yararlanıp zararlarından kurtul!

Porty kiralık powerbank sayesinde powerbanki satın almak icin bütçenden ciddi pay ayırmak yerine uygun fiyatla mobil şarj cihazını kirala, ihtiyacın olduğu anda hemen en yakınındaki Porty noktasından kolayca alıp hızlıca şarj edip istediğin anda tekrar yakınındaki bir Porty noktasına bırak, böylece şarja ihtiyacın olmadığı zamanda powerbanki taşımaya devam etme. Ayrıca kendi powerbankin olduğunda başına dert olan powerbank doldurma işine de Porty sayesinde paydos!

Porty ile sarj sorunu bitti!