Eski Telefonlar Çöpe Atılırsa Ne Olur?
Bağlantıyı Kopyala
Her yıl piyasaya sürülen daha
hızlı daha şık ve daha yetenekli modeller tüketicileri sürekli olarak bir üst
modele geçmeye teşvik etmektedir. Bu hızlı tüketim döngüsü bir yandan
hayatımızı kolaylaştırırken diğer yandan gezegenimiz için devasa bir sorun yumağı
oluşturmaktadır. Milyarlarca insan elindeki cihazı yenisiyle değiştirdiğinde,
arkada kalan eski cihazların akıbeti çoğu zaman göz ardı edilmektedir. Oysa bu
atıl durumdaki elektronik yığınları doğru yönetilmediğinde hem insan sağlığı
hem de ekolojik denge için ciddi tehditler barındırmaktadır.
Tüketim çılgınlığının bir sonucu
olarak ortaya çıkan bu elektronik atıklar sadece yer kaplayan hurda yığınları
olarak görülmemelidir. İçeriklerinde barındırdıkları karmaşık kimyasallar ve
değerli metaller nedeniyle sıradan çöplerden çok daha farklı bir imha sürecine
ihtiyaç duyarlar. Bilinçli her bireyin aklına gelen ilk soru genellikle eski
telefonları ne yapmalı ve bu cihazları doğaya zarar vermeden nasıl elden
çıkarmalı şeklindedir. Bu sorunun yanıtı sadece bireysel bir tercih değil
küresel ekosistemin geleceği açısından hayati bir sorumluluktur. Cihazların
üretiminden imhasına kadar geçen süreçteki çevresel maliyetleri anlamak
sürdürülebilir bir gelecek için atılacak ilk adımdır.
Akıllı Cihazların İçindeki Gizli Tehlikeler ve Kimyasal
Bileşenler
Cebimizde taşıdığımız ve gün boyu
elimizden düşürmediğimiz o şık tasarımlı cihazlar dışarıdan bakıldığında son
derece zararsız görünebilir. Ancak bu teknolojik harikaların kapakları
aralandığında içeride periyodik tablonun en tehlikeli elementlerinden oluşan
bir karışım bizi karşılar. Üreticiler son yıllarda çevre dostu malzemelere
yönelmeye çalışsa da bir telefonun devre kartlarında ve bileşenlerinde hala
kurşun, cıva, arsenik, kadmiyum ve berilyum gibi toksik maddeler bulunmaktadır.
Bu maddeler, cihaz aktif olarak kullanılırken güvenli bir şekilde muhafaza
edilse de cihaz parçalandığında veya kontrolsüzce doğaya bırakıldığında büyük
bir tehlike arz eder.
Özellikle Afrika kıtasında
bulunan Kongo gibi bölgelerden çıkarılan koltan madeni bu endüstrinin
görünmeyen karanlık yüzünü temsil eder. Madencilerin son derece ilkel ve
güvensiz koşullarda çıkardığı bu değerli metaller, kapasitörlerin yapımında
kullanılırken aynı zamanda yerel yaban hayatını da tehdit etmektedir.
Gorillerin yaşam alanlarının yok olması pahasına elde edilen bu ham maddeler
işlendikten sonra dünyanın dört bir yanına dağılan milyarlarca cihaza hayat
verir. Evlerimizde çekmecelerde unuttuğumuz veya çöpe attığımız eski akıllı
telefonlar aslında doğadan çalınan ve tekrar doğaya zehir olarak dönme
potansiyeli taşıyan bu elementleri barındırmaktadır.
Toksik Maddeler ve Kimyasal Bileşenler
Çevreye Yayılır
Elektronik cihazların ömrü
dolduğunda yapılan en büyük hata onları evsel atıklarla birlikte sıradan çöp
kutularına atmaktır. Çöpe atılan bir telefon belediyelerin toplama alanlarına
gittiğinde burada preslenir parçalanır veya diğer çöplerle birlikte yakılır. Bu
işlem sırasında cihazın koruyucu kılıfı ve gövdesi parçalanarak içindeki
zehirli kimyasalların serbest kalmasına neden olur. Toprağa karışan kurşun ve
cıva gibi ağır metaller, yağmur sularıyla birlikte yeraltı su kaynaklarına
sızarak içme suyu havzalarını zehirler. Havaya karışan toksik gazlar ise
atmosferi kirleterek solunum yolu hastalıklarına davetiye çıkarır.
Bu kimyasalların insan sağlığı
üzerindeki etkileri ise son derece ürkütücüdür. Yüksek dozda ağır metallere
maruz kalmak, sinir sisteminde kalıcı hasarlara üreme bozukluklarına, kanser
türlerine ve gelişimsel problemlere yol açabilir. Sadece tek bir cihazın bile
çevreye verdiği zarar küçümsenmeyecek boyuttayken dünya genelindeki milyarlarca
cihaz düşünüldüğünde tablonun vahameti daha net anlaşılır. Bu noktada akıllara
gelen telefon geri dönüştürülebilir mi sorusu büyük önem taşır. Bu cihazlar
neredeyse tamamen geri dönüştürülebilir malzemelerden üretilmiştir ancak bu
işlem sadece uzman tesislerde ve özel yöntemlerle yapılmalıdır. Aksi takdirde
doğaya bırakılan her cihaz gelecek nesillerin sağlığından çalınmış bir parça
anlamına gelir.
Ağır Metaller Yeraltı Su Kaynaklarına
Sızarak İçme Suyunu Zehirler
Gelişmiş ülkelerdeki sıkı çevre
yasaları ve yüksek işçilik maliyetleri elektronik atık sorununun az gelişmiş
ülkelere ihraç edilmesine neden olmuştur. Kağıt üzerinde geri dönüşüm olarak
görünen bu süreç aslında zehirli atıkların sınır ötesi ticaretinden başka bir
şey değildir. Gana, Nijerya, Hindistan ve Çin gibi ülkeler dünyanın teknolojik
çöplüğü haline gelmiş durumdadır. Batı dünyasından gemilerle gönderilen
tonlarca elektronik hurda bu ülkelerdeki denetimsiz sahalara boşaltılır. Burada
çalışan yoksul halk ve hatta çocuklar hiçbir koruyucu ekipman olmadan bu
atıkları parçalayarak içindeki bakır ve altını çıkarmaya çalışır.
Bu bölgelerde uygulanan ilkel
yöntemler, çevresel bir felakete yol açmaktadır. Kabloların içindeki bakırı
almak için plastik kısımlar açık havada yakılır ve ortaya çıkan siyah duman tüm
bölgeyi etkisi altına alır. Bu dumanın içinde bulunan dioksinler ve furanlar
bölge halkının kanında tehlikeli seviyelerde birikmektedir. İster sayısız model
seçeneğiyle piyasayı domine eden eski Android telefonlar olsun isterse diğer
elektronik ekipmanlar olsun bu atık dağları insanlık onuruna yakışmayan
görüntüler oluşturur. Şirketlerin kar hırsı ve denetim eksikliği geri dönüşüm
gibi asil bir amacı, dünyanın en yoksul insanlarını zehirleyen bir sektöre
dönüştürebilmektedir.
Profesyonel Geri Dönüşüm Süreçleri ve Değerli Metallerin
Kurtarılması
Gerçek ve çevreci bir geri
dönüşüm süreci son derece titiz ve teknolojik bir operasyon gerektirir.
Lisanslı geri dönüşüm tesislerine ulaşan cihazlar öncelikle türlerine ve
ağırlıklarına göre sınıflandırılır. Bu tesislerdeki işlemler, cihazların
balyozla kırılması değil adeta bir cerrah titizliğiyle parçalarına ayrılması
esasına dayanır. Cihazın içindeki pil ekran, devre kartları ve plastik gövde
ayrı ayrı sökülerek farklı işleme hatlarına gönderilir. Bu sayede cihazın
içindeki tehlikeli maddelerin çevreye yayılması engellenir ve ham maddelerin
saflığı korunmuş olur.
Ayrıştırılan parçalar yüksek
teknolojili eritme ocaklarında işlenerek tekrar kullanılabilir ham madde haline
getirilir. Plastik parçalar eritilerek parklardaki banklara otomobil
tamponlarına veya yeni cihaz kasalarına dönüştürülür. Cam paneller ve metaller
ise endüstrinin farklı kollarında yeniden hayat bulur. Örneğin piyasada değeri
her zaman yüksek olan eski iPhone modellerinin devre kartlarında bulunan altın,
gümüş ve paladyum gibi kıymetli madenler tonlarca toprağın kazılmasına gerek
kalmadan geri kazanılabilir. Bu yöntemle elde edilen metaller madencilik
faaliyetlerinin yarattığı çevre tahribatını azaltmak için en etkili yoldur.
Sürdürülebilir Gelecek İçin Tüketici Sorumluluğu Nasıl
Olmalı?
Elektronik atık sorununun çözümü
sadece üretici firmaların veya devletlerin değil aynı zamanda tüketicilerin de
sorumluluğundadır. Bir cihazı satın alırken gösterilen özen o cihazın kullanım
ömrü tamamlandığında da gösterilmelidir. Eski cihazları evde saklamak veya çöpe
atmak yerine lisanslı elektronik atık toplama merkezlerine veya belediyelerin
atık getirme merkezlerine teslim etmek gerekir. Ayrıca cihazları mümkün
olduğunca uzun süre kullanmak, bozulduğunda tamir ettirmek ve ihtiyacı olan
birine vererek kullanım ömrünü uzatmak atık oluşumunu azaltan en etkili
yöntemlerdir. Teknoloji ile doğa arasındaki hassas dengeyi korumak bilinçli
tüketim alışkanlıklarıyla mümkündür.
İlginizi Çekebilir→ Elektronik Atık Nedir?